13 Eylül 2016 Salı

Bahçe kulübesi - Garden shed

Oldukça yoğun geçen, bol inşaat faaliyeti icra etmemiz gereken bir yaz daha bitiyor.
Yazın başında tadilat olayımız annemlerin evinin tadilatı ile başladı ve bir türlü bitemedi. Bu arada bir küçük böcek bizim geçen seneki tadilatta hala yeterince iyi görünüyor olması sebebiyle yenilemediğimiz bodrum katta ki banyomuzu yenilememize vesile oldu. Bir küçük böcek ve tadilat durumunun bağlantısını merak ediyor olabilirsiniz, anlatacağım sonra...
Bugün, küçücük bahçeme yıllardır isteyip te bir türlü nasıl olacağına karar veremediğim bahçe kulübemi paylaşmak istiyorum. Pinterest'te gördüğüm bir kulübe bütün sorularıma cevap oldu. Bir arkadaşımla ben, bu kulübeye sahip olabilmek için günlerce uğraştık. İnce hesaplardan sonra Bolu'dan ahşap getirttik fakat yaz olması ve bütün marangozların yoğun olmaları sebebiyle bir kamyon emprenye ahşapla ortada kaldık. Sonra bir marangoz bulduk, ahşapları oraya götürdük ama kısa bir süre sonra onun bunu yapamayacağına kanaat ederek ahşapları eve getirdik kendimiz yapalım diye... Teknik yetersizliğimizi anlamamız çok uzun sürmedi ve başka bir marangoz bulduk, yine ahşapları evden alıp marangoza götürdük. Ahşaplar Ankara'da dolandı durdu günlerce, ödediğimiz nakliye parası neredeyse ahşaba ödediğimiz parayı aşacaktı ki sonunda küçük evlerimize kavuştuk. Mutlu son...

A busy summer that we had to perform many constructive work is coming to an end.
In the beginning of summer, our construction work started with the renovation of my parents house. In the meantime a small bug, lead us to renew our basement bathroom which we hadn't touched last year in our renovation as it was still in good shape. You may be wondering the relation between a small bug and a renovation process but I will explain later...
Today I want to share my garden shed that I'd been wanting for a while but not able to decide on the shape or size to fit in my tiny garden. The garden shed that I spotted on Pinterest became an answer to all my questions. Together with a friend we worked on how to make this happen for days. After detailed calculations we had our wood transported from Bolu, but as it was summer all the carpenters were occupied so we were left alone with a lorry of wood that we had no idea were to take. In the next step we found a carpenter and took all the wood to him but after a short while decided he will not make it to our wish so we took the wood home to construct it ourselves. A couple of days was enough for us to realize that we were technically incapable so we found another carpenter and transported all the planks to his place. The money we payed for the transportation of the wood was just about to exceed the cost of wood but in the end we got hold of our garden sheds... Happy end...










31 Mart 2016 Perşembe

Tavsiye mi? Ettim gitti...

Uzun süreli yazmayınca da tekrar yazmaya başlamak ne zor, insan nereden başlayacağını bile bilemiyor... Madem öyle direkt gireyim konuya...
Biliyorsunuz uzun süren bir tadilat, tadilat üstü temizlik, temizlik üstü yerleşme hikayelerinden sonra, bundan aylar önce, eşim bir akşam vakti dedi ki: "XXX sitesinde (ikimizinde çok beğendiği bir yer) satılık bir ev varmış, hadi evi satalım ve oraya gidelim... Ben dedim:
"Asla, evimi yaptırmışım, mutlu mesut oturuyorum olmazzz"
Ama yinede aradan bir süre geçti ve ben dayanamadım o eve bakmaya gittim.  O sitede oturan arkadaşımız sayesinde evin hangisi olduğunu öğrendim ve evin etrafında dört dönüp inceledim. Evin içini de pencerelerden göründüğü kadarıyla ( Ve tabii ki biliyordum evin boş olduğunu) gördüm ama zaten benim için önemli olan dışı , bulunduğu ortam, bahçesi, giriş katının mimari yapısı (ki onu arkadaşlarımızın evinden biliyordum). Üst kat, oda sayısı, büyüklüğü... hiç önemli değil. Yatmadan yatmaya odama gidiyorum, hayatım salon, mutfak, hobi odam ve bahçede geçiyor...
Eve geldim ve eşime: " Tamam, alalım " dedim, "Evin içini görmeme gerek yok, zaten hepsi yıkılacak, yenisi yapılacak",
Süreç içinde evin içini de gezdik ve kararımızı verdik "Alıyoruz". Anlaştık evsahibi ile... Ben tabii evi satılığa çıkardım... Başladım yeni  evin tadilatını planlamaya.... Hem zihnimde, hem çizerek çok plan yaptım, bütçe çıkardım... Günlerce, haftalarca hayal kurup, planlar geliştirdim.... Bir taraftan bizim evim satışı ile uğraştım, ve aslında iki kere sattım... İlki imzadan döndü çünkü alacak kişinin çok ciddi bir engeli oluştu, ikinci de ise ben "evimi satmıyorum, özür dilerim " demek zorunda kaldım.
Yeni evin, ipotek, borç harç durumunu biliyorduk zaten. O yüzden bu aradaki süreç çok uzun oldu, bunu da biliyorduk... Fakat bir sabah, biz acaba bugun mü yoksa yarın mı tapudan bu işi bağlarız diye düşünürken ev sahibi telefonla arayarak evin ipoteğini çözemediğini ve bunun uzun bir süre alacağını söyledi... İşte o günün akşamı ben evime ikinci teklifi aldım ve üzgünüm demek zorunda kaldım.
Ve gerçekten üzgünüm... Önce evi alamadığıma üzüldüm, sonra Ankara patladı, sonra dünya patladı, hızını alamadı yine patladı ve yine ve yine ve yine.... , sonra çocuk istismar haberleri bitmedi bir türlü ve ev filan umurumda olmadı, olamadı....(Oğlum küçükken ona bir şifre ezberletmiş ve ona birisi sana gelirde "annen-baban seni xxx yerde bekliyor" der ise ona şifreyi sor, bilemez ise akıllı davran ve yardım isteyerek uzaklaş diye öğretmiştim. Hatırlyorum bu şifre sistemi bir kaç yıl kadar sürdü aramızda. Meğer paranoyak değilmişim, sevinsemmi bilemedim... Ama derim ki, küçük çocuğunuz varsa, "Paranoyak davranın") Oysa ki haftalarca süren bir hayal kurma, plan yapma, endişe, merak, heyecan döneminden sonra büyük hayal kırıklığıydı bu benim için.

Neyse yaa... Başlangıç hedefim eski evmin yeni banyosunu göstermek'ti ve nerelere gittim??? Başlığı düzeltmeliyim!!!

Ama nasıl rahatmış dümdüz yürüyerek banyoya girebilmek... Ve ne kadar kullanışlıymış İkea'nın bu dolapları... Eski banyomdaki bulunan koca dolaplardaki herşeyi ziyadesiyle alıyor. Bende hayret ettim. Godmorgen serisi... Tavsiye 2... Düz ayak bir duş alanı ise 3. tavsiyem. O koca küvetten sonra ne kadar kullanışlı geldi bize. Banyom aslında çok küçük fakat bütün bunlardan sonra görsel olarak çok büyüdü.








When you don't write for long, you don't even know where to start... If this is so, I'll directly dive into the subject..
As you know after a long period of home renovation, cleaning up after renovation, setup after cleaning my husband said "There is a house for sale in XXX site (a place where we both liked a lot), let's sell our house and move there... I said "Noooo, I've just made my house to my taste and am happy so, no way"
But after a while  I went to see the house out of curiosity. I'de learned which house it was from a friend living in the same site so I went to inspect it at detail. Although I could only stroll around in the garden, I could see the inside of the entrance floor ( And of course I'de learned that the house was empty). And for me, only that floor is important, I live in my living room, kitchen, hobby room and the garden. As for the bedroom, I only go up to sleep and wake up to come down so the number of rooms upstairs and their sizes is not important at all....
I came home and said; " OK, lets buy it", "I don't need to see the inside as all will be renovated".
One weekend we did see the inside and said to the owner " Yes, we'll buy it". We came to an agreement with him. Afterwards I put my house on sale... started planning the renovation of the new house... Made loads of plans and a budget  in my head and on drawing... 
In the mean time I struggled for the sale of our house and actually sold it twice... The first one couldn't happen because of an unexpected barrier of the person in the intention to buy and the second, I had to say "Sorry, I can't sell the house"
We already knew that the house that we'd intended to buy had many debts on it. This is why the period between our decision and expected realization was long... But one morning while we where expecting this to finalize in the end we got a call from the owner saying that he couldn't free the house from it's debt. I received the second acceptable offer that evening but I had to say "Sorry, I can't sell this house". 
I'm really sorry, at first I was sorry for not being able to buy the house but then Ankara exploded, and then the world exploded and  again and again, and again and... And then child abuse news didn't end and now I don't even care if I bought that house or not...(when my son was little-young I always had him to memorize a password and told him if anyone says that your mum or dad  is waiting for you at xxx place ask him the password, if he or she can't say it just be clever, run away and yell for help. I remember  this password system continued for several years..So I'm not a paranoid, but I'm not sure İf I should be happy about this. Still, recommendation  no: 1, If you have small kids "BE paranoid")
.
Any way, I aimed only wanting to share my new bathroom and where have I gone???? I should correct my heading!!!

It's so comfortable to be able walk into a shower... The cabinets from Ikea are so practical. They can handle more then everything that used to be in the huge cupboards of my previous bathroom. I'm still amazed at this. Ikea Godmorgen series. Recommendation no: 2.  And of course a walk in shower would be my 3rd recommendation. After the bulky bath tub its so practical to use. My bathrom is very small but after all this it looks much bigger visually.

Küçük bir hatırlatma....Tadilat öncesi banyo...
A tiny remembrance...Bathroom before renovation...

30 Aralık 2015 Çarşamba

Çamaşır Yıkamanın Keyifli Hali

Ev işleri arasında her hanımın farklı favorileri vardır. Mesela kimi ütü yapmayı sever , bazıları ise yemek yapmayı. Sevdiğiniz işlerin size verdiği keyif ise bambaşkadır ve terapik etkileri vardır. Başka dünyalara gider, hayaller kurar, güzel anları hatırlar, planlar yaparsınız.
Size harika bir haberimiz var. Artık bu keyfi size yaşatan favorileriniz arasına çamaşırı da ekleyebilirsiniz :) Çünkü Rinso bunu mümkün kılıyor.
Rengarenk paketleri ile raflarda dururken bile enerjisini yansıtan Rinso, çamaşır yıkamayı kolay ve eğlenceli bir hale getiriyor. Rinso’nun Kır Bahcesi (Yeşil), Çiçek Bahcesi (Pembe) ve Büyülü Bahçe (Mor) şişeli sıvı deterjanları hem beyaz hem de renklileriniz için tortu bırakmayan bir temizlik vaad ediyor.
Rinso’nun gerçek eğlencesi, yıkama sonrası çamaşır makineninizi açtığınız anda başlıyor. Öyle ki kapağı açtığınız anda tertemiz çamaşırlarınıza eşlik eden muhteşem çiçek kokuları tüm banyoya yayıyor. İşte o an, hissettiğiniz duygular tarif edilmez. Sanki bir anda sevdiğiniz bir melodi çalmaya başlıyor ve o koku sizi alıp bambaşka bir yerlere götürüyor.
Bu kokular o kadar kalıcı ki tertemiz çamaşırlarınızı asarken, kuruturken, ütülerken ve tabii ki giyerken makineyi açtığınız o andaki duygular size kendini hatırlatmaya devam ediyor. Rinso kalıcı bahar kokuları ile çamaşır yıkamayı keyfe dönüştürüyor.
Mutluluk ve keyif zaten anlık değil midir? Mühim olan o anlara hayatınızda yer açmak. İşte Rinso bunu mümkün kılıyor.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

28 Ekim 2015 Çarşamba

Bir tadilat hikayesi - 3 Salon

Sonunda o çok arzu ettiğim şömineyi küçük salonumuza siğdırmayı başardık. Evde şömineye uygun bir baca olmadığı için yeni bir baca da yapıldı. Bacanın yapılması esnasında evin salonundan gökyüzünü bile gördük. Baca evin içinde kaldığı için üst kattaki oda, çatı odası hepsi battı.Tabii şömine en küçük boy olmasına rağmen salonda duran tüm nadir kullanılan tabak-bardağı, içkileri, masa örtülerini, salonda kullandığımız battaniyeleri, kısaca tüm ıvır zıvırı koyduğum o koca dolabı salondan atmak zorunda kaldık. İçindeki eşyaların mutfakla ilgili olanlarını mutfak dolapları aldı, diğerleri ise evin muhtelim yerlerine dağıtıldı. Ama olsundu... Artık bir şöminem var, üşenmeden her akşam yaktığım...

Salonun (ve üst katların da) yerleri artık yüzüne bakılmayacak derece yıpranmış çam rabıta kaplıydı. Önceleri çok beğendiğim bir laminant parke'nin işlevselliği bana çok cazip görünsede sonunda doğal ahşabımdan vazgeçemedim. Çam ağacının en sevmediğim tarafı sararması, bu sararmış renk öylesine beni rahatsız ediyordu ki bu kez sistre yaptırdıktan sonra su bazlı cila ile cilalattım. Görüntü çok güzel, çok doğal oldu. Umarım kolay yıpranmaz çünkü sistre yaptırmak kadar pis bir iş yok... O toz toplayan makineler filan yalan, toplamasa ne olurdu bilmem.

Bu arada çok eski ve vahim durumdaki koltukları da yeniledim ama o kadar açık renk kumaş seçtiğim için pişmanım.

Odunluğun benzerlerini pinterest'te gördüm, koşa koşa bizim eve uygun ebatlısını yaptırdım. Gördüklerimden farklı olarak benimkinde ara raf var. Güzel görünsün diye odunları aynı ebat kesecektim dekopaj'la ama sonra o kadar da delirmemeye karar verdim.

Yemek masamı paylaşmıyorum, çünkü hayallerim var. Yuvarlak ve açık renk ahşap bir masa ile sadece 6 adet sandalye hayal ediyorum. Aslında masayı değilse bile sandalyeleri buldum Mudo'da... ama, ama, ama indirimde bile çok pahallılar... İlk gördüğümde o kadar beğendim ki neredeyse "sarın 6 tane diyecekken", içimde bir ses "Nilüfer delirme" deyince, tam işi bağladım diye hevesle bakan satıcıyı oracıkta bıraktım "ben bir nefes alayım'da öyle geleyim diye... Gidiş o gidiş, temiz hava beyin hücrelerimi yerine getirdi, kaçar adım uzaklaştım o AveMe den...

In the end we managed to squeeze a fireplace in our small living room . A new chimney was built and this meant a room upstairs plus the loft room to be in a mess. After the fireplace I had to get rid of the cupboard that was holding all the tits and bits in our living room. All the stuff inside it is now scattered in various places in the house. But never mind, I have a fireplace that I don't feel lazy to light up every night

Our living rooms floor was covered with pine wood that was really worn out. Although in the beginning, my intention was to replace them with laminate flooring as of their practicality, in the end I couldn't give up my wood flooring. But this time I had them varnished with a water based product after scraping. I hate the pine wood turning yellow. This turned out to be very beautiful very natural.

I also bought some new sofas as our old ones were very old and filthy but I regret choosing this very light color fabric.





 İçinden baca geçen oda


Ve yazın en sıcak günlerinde alevlerle mutlu olmak
And to be happy with the flames in the hottest days of summer... 




26 Ekim 2015 Pazartesi

Bir tadilat hikayesi - 2 Mutfak


Mutfak tamamen İkea, tüm modüller çekmece (Çöpüm bile çekmecede duruyor). Salondan mutfağa giriş kısmına duvarın içine giren  sürgülü cam kapı yaptırdım, mutfak penceresinden giren ışığı salona doldurmak, aynı zamanda da ses ve kokuyu salondan uzak tutmak adına...

The kitchen is from İkea and all modules consist of drawers (even my garbage can is in a drawer) In the entrance of the kitchen from our living room I have sliding doors going inside a wall... My intention was to use all the light coming from the kitchen window in the living room together with avoiding the noise and the odor... 



Fırın dolap derinliği 60 cm, solundaki iki kapaklı dolap derinliği 40 cm, bu modulün tam arkasında palto dolabı var
Oven cabinet depth is 60cm, the two door cabinet on its left is 40 cm. The coat closet is just behind this module.





Kayan cam kapılar
Sliding glass doors



Çekmecelerin içindeki gizli çekmeceler
The secret drawers inside the drawer



Derinliği daha az olan bu modül çok kullanışlı, bir şeyleri almak veya yerine koymak çok kolay, o yüzden en çok kullandığım eşyalar burada... Bu arada talk pudrasının mutfak dolabının içinde ne işi var derseniz, mutfaktaki karıncalarla mücadele aracı olarak elimin altında dursun diye...
The module that is less in depth is very convenient, its so easy to find or grab or put back something in it so my most used items are in this cabinet. By the way, if you are thinking why there's baby powder inside a kitchen cabinet, it's my weapon to fight the ants in the kitchen




Kapaklı olan organik artık çöpü, açık olan ise geri dönüşüm çöpü
The one with the lid is for the organic waste, the other for the recycled waste






Ve kendimi granit bir eviye ile şımarttım, hiç aklımda yoktu ama rengi ve dokusu çok hoşuma gitti...
And I spoiled myself with a granite sink... It wasn't my intention but I loved the color and texture...



Bu arada İkea mutfak hakkındaki düşüncelerimi de paylaşmak istiyorum.

+++ yanları : Çok kullanışlılar. Çekmeceler sonuna kadar açılıyor. Kapakları kapatırken çarpmıyor, yumuşacık bir sükunet içinde yerlerine oturuveriyorlar.
O anki ihtiyacına göre her türlü şeyi yapabiliyorsun. Raf ekle-çıkar, çekmece ekle-çıkar... De ki kapaklardan birinin başına birşey geldi, git yenisini al değiştir... Dolapların renginden sıkıldın, değiştir... 
Ahşap tezgah aldığıma memnunum. Fiyatı uygun olduğu için, deneyelim eğer bizi çok yorarsa değiştiririz diyerek almıştık. Zaten tezgahın üzerinde birşey kesmem ama limon damlamış, domates düşmüş, su gelmiş tezgahın üzerine gibi konulara hiç dikkat etmiyorum. Yeni ocaktan alınmış tencere haricinde sıcak bardak, tabak herşeyi koyuyorum tezgahın üzerine ve hiçbir şey olmadı. Eski rezopal tezgahımda ne yapıyorsam aynen devam. Hatırlıyorumda kardeşimin İngilterede ki evinde bu tezgahtan vardı. Yanlışlıkla kahve fincanını tezgahın üzerine bırakınca leopar gibi üzerime atlıyorlardı eşiyle beraber. Anlayacağınız bu konuyla ilgili fobim var ve tezgahıma bu manada dikkat etmedim, etmiyorum ve etmeyeceğim. 
Bakımı biraz zaman açısından zahmetli. İkea'nın sattığı tezgah yağını aldım, kullanımı şöyle... İnce bir kat sür, 15 dakika sonra temiz bir bezle sil, 2 saat bekle... Bu işi üç kez yapmayı tavsiye ediyorlar. En son yaptıktan sonrada 24 saat beklet ki kurusun. Ben bir kez yaptım bu işi... işlemi üç kez tekrarlamak yerine iki kerede bıraktım... Misafirim gelecekti 24 saat dolmadan 15-16 saatin sonunda mutfağımı yerleştirip yemeğimi pişirdim.
Ahşap tezgah kararını verdikten sonra eşim mat kapak konusunda çok ısrarlı davrandı, hatta İkea daki çalışan görevliler de böyle bir tezgahın parlak kapakla olamayacağını söylediler. Amma ve lakin ben inat edip parlak kapak aldım. İyi ki böyle yapmışım, ahşap tezgahla son derece hoş olmakla beraber parlaklığı sebebiyle dışarıdaki ışığı ayna gibi yansıtıyorlar. Gündüz bahçedeki açağların yansımaları adeta dans ediyor kapakların üzerinde.
İkeanın mutfak planlayıcısı sayesinde bu planlamayı yaparken çeşitli mutfak tasarımlarını deneyimleyebildim. Günlerce mutfağın şekli, renkleri vs. ile oynadım durdum ve en uygun olan kombinasyonu aralarından seçtim. Ve sonuç, tam benim resmini gördüğüm mutfak ile aynı oldu... Bu planlayıcı ilk başta biraz beni zorladı ama ısrarlı olunca birkaç günde çözdüm. Bilgisayarımın kapasitesinden kaynaklı problem yaşadım, sürekli kilitlendi ve yaptığım herşey yok oldu. Her adımımı save etmeyi öğrendim, en azından kilitlenince programdan çıkıp tekrar girdiğimde yaptığım değişiklikleri kaybetmemiş oldum.
Müşteri hizmetleri oldukça sakin, saygılı insanlardan oluşmuş. Sukunet içinde sıkıntını dinliyorlar, uzun sürüyor ama sıkıntınla ilgili araştırma yapıyorlar. Haklıysan, hiç uzatmadan problemi çözüyorlar. Bağırmıyor, seslerini yükseltmiyor, terbiyesiz ve saygısız bir tavrı benimsemiyorlar. İyi bir denge, eğer böyle davranmasalar insan delirebilir yaşadığı aksaklıklarla... 

- - - yanları: 
Başıma gelenler: Ürün teslim bölümünde faturamı elimden alıp kaybettiler, benim aldığımı iddia edip saatlerce kamera kayıtlarını izledikten sonra bende olmadığına ikna oldular ama yinede her nasılsa faturayı bulup bana veremediler... Halbuki ben biliyorum kimin aldığını, anladığım kadarıyla onlar da biliyorlar ama anlayamadığım bir şekilde bulunamadı...
Bir sürü yanlış veya eksik parça çıktı. Bu hem benim yapmış olduğum tasarımı kontrol ederek malzeme listesini çıkaran mutfak reyonundaki arkadaşların hatası yüzünden oldu hemde nakliyeden yada ürün teslimden yanlış parçaların çıkmasından kaynaklandı. Bu eksik parçaları tam satın alırken aklıma geldi ve aldığım ürünlerin bir listesini istedim (faturam yok ya). Neyseki bulup verdiler... Listeyi inceleyince aslında ürünleri satın almış olduğumu gördüm ve onlarda ikna oldular bu duruma, tekrar aynı şeylere para ödemek zorunda kalmadım. 
Mutfak evyesini İkea dan almamıştım. Montajdan birkaç gün önce telefon ederek evyenin teknik çiziminin montaj sırasında yeterli olup olmadığını sormuş, "evyenin kendisini evde bulundurun ki ona göre kessinler, evye ortamda bulunmazsa bazen sıkıntı oluyor" dedikleri için evyeyi türlü zorluklarla eve getirmiştim. İkea montajından 1 gün sonra evye ve ankastreleri monte edecek servis evime geldiğinde tezgahın kesiminin yanlış olduğu ortaya çıktı. Kudurdum, kudurdum,kudurdum... 
Mutfak montajı için eve gelen ilk ekip, benim ne olduğunu bile bilmediğim dolap içi ayrıntısı kıvamındaki bir sürü parçayı takmadan gitmişler. Eksik gelen menteşeleri takmak için gelen 2. ekip bunu fark ederek bu yanlışı kısmen düzeltti. Bütün bu işlem bittikten sonra da malzeme arttı ve ben onları alıp İkea ya gittim. Öğrendim ki onlarda dolaplar takılırken monte edilmesi gereken türlü malzemeymiş ama artık takılamazmış, çok ta önemli değilmiş filan falan. Yapacak bir şey yok deyip iade ettim ve parasını aldım geri.  
Duvarlardan biri eğri olduğu için bir modülü duvara uyarlamışlar. Tabii bu dolabın içine taktıkları raflarıda bu uyarlamaya göre uyarlamışlar. Bana bunu söylemedikleri için gittim geldim raf aldım, olmadı iade ettim... Sonunda dolabın içindeki rafı söküp yola koyuldum. Hala iade ettiğim rafın doğru raf olduğunu ısrarla bana anlatmaya çalıştılar... delirip müşteri hizmetlerinde isyan çıkarınca konuyu incelemeye aldılar ve fark edildi ki standart rafın bir kenarını yarım santim kadar verev kesmişler... Bu çıplak gözün algılayabildiği bir şey değil. Montaj ekibi sağ olsun, eğri duvarıma bir çözüm bulmuşlar, ama insan bunu bir söylemez mi? Kaldı ki bütün gün evdeydim, evde bir çok iş o sırada yapıldığı için hep yanlarında duramadım, ordan oraya koşturuyordum...

Sonuç: O kadar işimin arasında sadece bir kapak, sadece bir raf yada menteşe yada kulp için evimden 33 km uzaklıktaki İkea ya beş kere gitmek zorunda kaldım. Dört kez montaj randevusu alıp evde montaj ekibi bekledim. İşlerinin yoğunluğu sebebiyle geç tarihlere montaj randevusu verdikleri için üç kez "bu sizin hatanız, o ekip hemen gelecek" diye İkea'nın ortasında çığlık atmak zorunda kaldım.

I want to make comments about my İkea kitchen.

+++ sides: Very functional...Drawers open all the way. When closing the doors they don't smash. They softly glide back to their original place.
You can change everything according to your needs. Add shelves, drawers... Change the doors and drawer fronts if something happens to them. You can even do this once you get bored of the color.
I'm glad that I bought a wood worktop. I don't care for them too much. Even though I don't cut anything on it I don't care if lemon juice, tomatoes or water has spilled on it, I don't put a newly cooked pan on it but except from this I put hot mugs, dishes, etc. I actually use it the same way I'd used my old laminate worktop. 
Maintenance is time consuming. You have to oil it every several months and in this process you paint a thin layer, wait 15 minutes, wipe of the oil with a clean cloth, wait 2 hours before the second application... After 3 applications wait for 24 hours before using. Well I did this once, I repeated the application twice instead of three times and I waited 15-16 hours before putting the stuff on it back again and preparing some food.
After we'd decided on a wood worktop my husband insisted that we choose  a mat color for doors and drawer fonts and the İkea people agreed with him that the shiny ones will not look good at all. But I insistently bought the shiny ones. I'm so glad I did, as the shiny white color reflects the light like a mirror. At daytime it's as if the reflections of the trees in the garden are dancing on the doors.
The İkea kitchen planner is smashing as it gives you the chance to experience different layouts and colors. I played around with it  for days and in the end choose the best one out of many plans that I had. At first I had difficulty with this planner but in the end managed to use it. I think my laptop specs are not sufficient for this software so it was continuously freezing and I lost loads of things that I had designed. Had to do the same things over and over again. But eventually when I started saving every step that I'd made, when my computer would freeze I would shut the program and open it again and find everything that I'd made.
The customer service people are good. They are calm and respectful. If you have a problem they listen calmly, inquire and then again calmly sort out the problem. 

- - - sides: 
What happened to me: They lost my invoice, said that I took it, when I said no they looked it up from the camera recordings, understood that I don't have it but in the end couldn't figure out where it was.
A lot of the goods delivered to the house was either wrong or missing and I had a difficult time trying to complete them.
I hadn't bought the kitchen sink from İkea so before the assembly I phoned them up to ask if the technical drawings of my sink was sufficient for the assembly of the worktop. They told me that I'de better have the sink, so after a struggle I managed to have the sink delivered before planned. The day after the İkea assembly the service guy came to assemble the sink and found that İkea people hadn't cut the correct sink space... I was so mad at them.
The same guys left loads of parts unmounted. When the second assembly team came over they realized this so we found the missing pieces in the house. They managed to mount some of them but still there was more pieces. In the end, I took them all back to İkea to ask what they were. They said they were parts that should have been installed during the assembly but they weren't too vital. I returned them all back and took my refund.

Conclusion: I had to go back and forth to İkea five times only for a shelve, handle or hinge and İkea is 33 km's away from my house. I had to wait the assembly department four times and I had to yell "this is your fault so you have to act immediately" in the middle of İkea  when they said they were too busy and could only give me an appointment far in time. 






25 Ekim 2015 Pazar

Bir tadilat hikayesi - 1 Antre



Bu yıl yaz başında aldığımız, evimizi değiştirme kararı ile iki ay kadar istediğimiz niteliklere uygun yeni bir ev aradım. Aslında isteklerimiz oldukça makul olmasına rağmen sonunda anladım: 2-3 kişilik bir ailenin yaşayabileceği, 2 katlı ve bahçesi olan bir ev yok bizim buralarda...
Ve sonunda kendi evimizi yenileyerek burada devam etme kararı aldık.

Aslında bütün anlaşmalar yapılmış, planlar hazır olmasına rağmen yaz ayları Ankarada bahçede geçirdiğimiz, arkadaşlarımızla yiyip içtiğimiz en keyifli aylarımız olduğu için bu tadilatı Ekim ayında yapmaya karar vermiştik. Fakat bir Pazar günü İkea'dan gelen bir telefon bütün planları alt üst etti. Sadece birkaç gün geçerli mutfak kampanyası... Tabii İkea dan birşey alınca siz tutun 3 ay sonra getirin deme şansın olmadığı için kampanyadan alınan o dolaplar eve yığıldı... 1-2 hafta o yığıntının arasında sinirlerimiz gerilerek dolaştıktan sonra çok ani bir kararla tadilatı öne çektik. Bu kararımızdan tam 3 gün sonra tadilat başladı...

Tabii ki o 3 günde evi tamamen toplamak ne mümkün, neredeyse herşey ortada kaldı... Sadece, yıkılacak olan mutfak, banyo, antre gibi yerlerdeki dolapların içini boşaltabildik. Komik bir şekilde pek iyimserdik... Dedik ki biz evimizde kalırız tadilat sırasında...  nasılsa evde yıkılmayacak bir banyomuz var, yatak odalarında da boya haricinde iş yok... Tadilatın üçüncü günüydü, akşam bir tiyatroya gitmiştik... Saat 11 sularında evimize döndük ki, tozdan göz gözü görmüyor evde nefes almak mümkün değil... Bavullara ulaşamadığımız için battal boy çöp torbalarına, kullanma ihtmalimiz olan kıyafetlerimizi, buzdolabındaki yiyecekleri vs. tıkarak annemlerin evine bir göç gerçekleştirdik. 1 ayı geçkin bir süre orada yaşadık.. O sıra annemler yazlıktaydı... gecenin geç bir saatinde gelen bu üç kişilik şık fakat toz içinde, ellerindeki koca çöp poşetlerini sürükleyerek gelen, hafif asabi ve sinirleri gergin bu tuhaf grubu komşular görmediler şükür çünkü görselerdi gecenin o saati ürkerlerdi kesin...

Bu tadilat oldukça kapsamlı bir tadilat oldu, evin içinde duvarlar yıkıldı, başka yerlere yeni duvarlar yapıldı. Evin giriş katındaki tuvaleti bu eve yıllar önce taşınırken iptal ettirmiştik antre'nin pek küçük olması sebebiyle... Fakat bu yıllar içinde problem olmaya başladı, hem gündelik hayatta hemde hastalık/ameliyat gibi durumlarda. Mesela eşim kalça ameliyatından sonra 1-2 hafta salona gelemedi çünkü her tuvalet ihtiyacında 1 kat aşağı yada yukarı çıkması pek güvenli olmayacaktı, Aynı şekilde benim sırtım tutulduğunda salonda insan içinde yattım birkaç gün ama her çıkışım ve inişim eziyet oldu bana... Bu sebeplerden dolayı yıllardır günün birinde bu evi tekrar yaptırırsam o minicik alana tuvalet nasıl sığdırırım diye planlar yapmaktaydım zaten.

Bu alanımın ölçüsü 2.20cm ye 1.60 cm. Eskiden burada yüksekçe 2 ayakkabı dolabı ve büyükçe bir palto dolabı vardı, şimdi ise aynı alanda bu saydığım dolapların yanısıra bir de minik tuvaletim oldu. Çok komik bir şekilde kimse oradaki tuvaleti algılamıyor çünkü tavana kadar aynalı bir ayakkabı dolabının 2 kapısı ayakkabılığa açılırken bir tanesi ise dolabın arkasındaki tuvalete ulaşıyor.. Kapaklar kapalı olduğunda ise kapaklarda kulp olmadığı için orası aynalı bir duvar görünümünde. Bastığın zaman kendinden açılan çıt çıt sistemi ile işliyor. Palto dolabı ise bu aynalı dolabın tam karşısındaki artık olmayan duvarda. Bu duvar antre ile mutfağın arasındaki 20 cm kalınlığında bir duvar idi. Mutfak dolaplarının derinlikleri 60 cm ken sadece bu yıkılan duvara denk gelen modülünün derinliğini 40 cm. Dolayısıyla 20 cm de oradan kazanarak 40 cm derinliğinde bir portmanto sığdırmayı başardım.

This summer after trying and not succeeding to find a better house to move into, we decided to renovate our house. The renovation was tough as we knocked of some walls and setup new ones and we were actually living in the house with all our furniture and stuff. Though after 3 days of the renovation process we fled to my mum and dads house as the dust in the air made it impossible for us to breath.
We went through a big renovation and the first thing we had done was to add a small powder room to the entrance floor where our living room was. The problem was this space was very small 2.20cm-.160cm. It originally had a big shoe cupboard and one closet for the coats. Now in the same space we have a small powder room besides the same size cupboards. I had been trying to figure out how this could be possible for many years so this was the time to implement my plans. It's very funny though, because nobody can find the toilet in this very small space. This is because this toilet is behind a ceiling high shoe cupboard that has 3 mirrored doors. While 2 off the doors open the shoe cupboard, one is the entrance to the toilet. Besides this, when they are all closed it looks like a mirrored wall as the doors do not have any handles. They operate with a push open hinge...
The coat closet is in the wall space that doesn't exist anymore, just opposite this mirrored cupboard: This wall was a 20 cm thick wall separating the kitchen from the entrance. All the kitchen cabinets are 60cm deep except from the one that is corresponding this wall. So in the end I earned another 20cm from this kitchen cabinet and managed to squeeze a coat closet 40 cm deep.

Mutfak ve yıkılan duvar
Kitchen and to knocked of wall


Yeni tuaveletin yeri
The powder room space



Sokak kapısından ayakkabı dolabı-tuvalet kapısı
Shoe cupboard-powder room sight from the exterior door

Tuvalet kapısı
Powder room door


Ayakkabı dolabı
Shoe cupboard

Salondan ayakkabı dolabı-tuvalet kapısı - aynadan yansıyan görüntü ise palto dolabının kapakları
Shoe cupboard-powder room sight from the living room - The reflected image is the coat closet


Aynalı dolabın karşısındaki palto dolabı
The coat closet opposite the mirrored cupboard


Yeni eklenen tuvalet:  Burası 80 cm genişliğinde ama lavabonun arkasındaki duvar tamamen ayna kaplı olduğu için çok büyük geliyor herkese (Minibüs resmi aslen karşı duvarda asılı)
The new powder room : This space is only 80 cm wide but as the wall behind the sink is covered with a mirror everyone percieves the space to be a lot bigger ( The picture of the Camper is actually on the opposite wall) 








Not: 
Banyo dolabı: İkea-Silveren/lillangen (60x27x94)
Tuvalet kağıtlığı: İkea-Ragrund
Lavabo üstü ince raf: İkea-Ribba çerçeve rafı
Yer seramik: Vitra Pera beyaz (tuvaletin yerine aldığım seramiğin markasını hatırlamıyorum, yurtbay yada hitit olabilir)

Notes:
Vanity unit: İkea-Silveren/lillangen (60x27x94)
Toilet paper holder: İkea-Ragrund
Shelf over the sink : İkea-Ribba frame shelf
Floor seramics: Vitra Pera white

10 Haziran 2015 Çarşamba

Plaj çantası - Beach bag

Yine çok  uzun süre ara vermişim demek bile istemiyorum artık... Yıllar sonra, şu pek umtlu olduğum günde, anneme diktiğim plaj çantasını paylaşayım istedim... Çift taraflı.... Yaz geleydi iyidi... Olsun varsın, adı yaz ya, oğlum geldi...

Bu uzun ayrılık sürecinde, ben oyumu korudum hayatımda ilk kez (ve çok huzurlu hissettim kendimi),  Roma, Floransa ve Cinque Terre'yi gördüm veee evi değiştirme niyetiyle ortaya çıkıp günlerce aradıktan sonra istediğimi bulamayıp evimi yenileme kararı aldım... 14 Şubattan beri hayatımın içi çok dolu, kısa başlıkları bunlar...

Şimdilerde ise ev yenileme projeleri üretip malzeme aramakla meşgulüm çok... Tadilatımıza yaz bitimi başlama kararımıza rağmen dayanamayacağım ve bu tadilatın bir kısmını gerçekleştireceğim gibi görünüyor...

I don't even want to say it's been a long time since my last post again....  I want to share the beach bag that I've made for my mum... Double sided... It would be nice if the weather was like summer though...  whatever, it's summer and my son has returned home...

In this long period of seperation I visited Rome, Florance and Cinque Terre, decided to change the house but after a long search could't find anything better so in the end decided to renovate my own house ... These are the short headlines of my life sine 14 Feb. 

Nowadays I'm very occupied with my renovation project and finding the suitable materials... Although we'de decided to start our refurbishment by the end of summer it seems that I will initiate one part of this project, as I feel that I will not be able wait any longer...




13 Şubat 2015 Cuma

Sevgilim olur musun? - Will you be my valentine?

Sevgililer günü ne zamandır kutlanıyor ülkemizde ben hatırlayamıyorum. Tek hatırladığım oğlum küçüktü  ve arkadaşlarımız sevgiler günü diye hepimize bir yerde rezervasyon yapmıştı. Eşimle bu da nedir demiştik şaşırarak ama gittik, maksat keyifli bir gece geçirmek olsun... Bu bizim ülkemizde mi daha geç bilinir oldu yoksa bütün dünya gittikçe bu sevgililer günü çılgınlığına kendini hızla kaptırıyor bilemiyorum ama benim çocukluğumun bir bölümü İngiltere'de geçti ve hiç böyle bir gün hatırlamıyorum...olsaydı hatırlardım çünkü biz kendi kabuğunda yaşayan bir aile olmadık hiç bir zaman... Okul kiliseye götürdü herkesi, kardeşimle giderdik (annem benim çocuklarımı herhangi bir sebeple diğerlerinden ayırmayacaksınız diye direttiği için) , Noel kutlamalarına katılırdık, her neyse o ülkenin adetleri bizde İngiliz arkadaşlarımızla beraber yaşadık.  Diyeceksiniz ki o zaman çocuktun nereden bileceksin? Ama bu günlerde internet yıkılıyor çocuklarla yapılacak sevgililer günü etkinlikleri diye... Yani çocuklar biliyordur herhalde...

Bu tür günleri pek sevmem ben gerçi.... Anneler günü, Babalar günü, sevgililer günü.. Annesi, babası, sevgilisi olmayan insanlar görürüm eksik, mutsuz, değersiz hissederler. Özellikle küçük çocuklara hiç kıyamam...

Neyse,çok uzattım... Önemli olan başta kendimiz olmak üzere, sevebilmek ve sevildiğini hissedebilmek...bunu da tek bir günle kısıtlayamazsın aslında o yüzden tüm günleriniz sevgiyle geçsin...

Kısa kısa 14 Şubat - Sevgililer günü
  • İsa'nın ölümünden sonra Roma'lı imparatorlar Roma tanrılarına inanılmasını şart koşmuş ama din adamı Valentine gizli gizli İsa'nın öğretilerini anlatmaya devam etmiş...
  • Yine Roma'lı imparatorlar askerlerin evlenmesini, savaş sırasındaki başarılarını düşürdüğü gerekçesiyle yasaklamış ama Valentine onları gizlice evlendiriyormuş...
  • Bir gardiyanının kör olan kızı'nın üzernde bir mucize gerçekleştirmiş ve kızın gözleri açılmış...
  • Tüm bu sebeplerden dolayı idam edilmiş ve idam edilmeden önce gardiyanın kızına "Sevgilinden" imzalı bir veda mektubu bırakmış... 
  • 14 Şubat kuşların çiftleşme günü olarak bilinirmiş...-Hahaha,eee yani?
  • 1800'lü yıllarda Amerikalı Esther Howland ilk sevgililer günü kartını yollamış ve böylece başlamış kutlamalar...
  • Sevgilisi olmayan erkekler beğendikleri kızlara imzasız "Sevgilim olur musun?" kartı yollarmış ve kızlar bu kartın kimden geldiğini bulmaya çalışırmış - bak bu eğlenceliymiş... (Downton Abbey diye bir dizi seyrediyorum bayılarak, böyle bir sahne vardı orada) 
  • Suudi Arabistan'da sevgililer gününü anımsatan kırmızı şeylerin satışı yasakmış...
Bu arada bu yapmış olduğum tablet kılıfını daha önce yayınladığımı hatırlamama rağmen blogumda bulamadım... Ya yayınlamamıştım, ya silindi bir sebepten yada o kadar aramama rağmen gözümden kaçtı... İkinci kez yayınlıyorsam özür dilerim, inanın ki bilmeden...


I can't remember when we first started to celebrate Valentines day in our country. The only thing I remember is my son was very young and our friends had made a reservation at a restaurant for all of us on Valentines day. We were surprised and said "What is this?" but still went for a nice night out... I don't know if it is recently known in our contry or if the world is rapidly getting involved with the Valentines day maddness. A part of my childhood was in the UK and I have no memories as such... I would remember if there was a celebration as we were never a conservative family... The school would make church trips for the students we would also go with my brother (my mum was persistant that they would not seperate us from the rest of the students, no matter what), we would attend christmas celebrations, whatever the traditions were, we would be part of it as the rest of our school friends.  You can say "You were a kid, how would you know?", but nowadays the internet is exploding with Valentines day activities with kids... So I bet they know...

I don't like these days though... Mother's day, Father's day, Valentines day... I always see that people who don' t have a mum or dad or Valentine feel incomplete, unworthy and get upset... I especially feel sorry for little kids...

Anyway I've written far too long...  The only thing that is important is being able to love... To  feel  loved...and you can't limit this to only one day so may all your days pass in love...

14 February - Valentines day in short

  • After the death of Jesus the Roman emperors demanded every body to believe in the Roman gods but priest Valentine secretly continiued on spreading the teachings of Jesus...
  • Again the Roman Emperors banned the marriage of Roman soldiers because it obstructed their success in a battle but Valentine was secretly marrying them...
  • He performed a miracle and cured a jailer's daughter of her blindeness...
  • Because all of these he was sentenced to death but before the day of his death execution he wrote a farewell not the the jailer's daughter and signed it "From your valentine"...
  • 14 February is known as the day for mating of birds...
  • Around the years of 1800 American Esther Howland sent the first valentines day card...
  • Men who did not have a valentine used to send a unsigned card to a girl they liked, asking "Will you be my valentine? and the girl would try to find the sender-this looks like it's fun-... (I'm watching a serial called "Downton Abbey", there was a scene as such)
  • In Saudi Arabia all red things reminding of Valentines day is forbidden...
By the way altough I think I remember having a post about this tablet case previously I couldn't find it in my blog... Either I hadn't posted it or it dissappeared for a reason or maybe although I did search for it I didn't see it... If this is a second post about the same thing forgive me...