11 Kasım 2013 Pazartesi

Geri geldim - I'm back

Günlerdir gribim. Hatta hayatımın ikinci çok sevimli uçuğunu da çıkarttım bu gribim'le beraber. Aslında çok perişan bir durumum olmamasına rağmen normal hayatımı sürdürebilme enerjim de yoktu. Aklımda yapmayı planladığım bir çok şey vardı fakat bunları yapmak yerine "Modern Family" adlı diziyi izledim deli gibi. Hatta o kadar beğendim ki diziyi, ilk üç sezonunu bitiriverdim beş günde. Bugün ise, yeniden iyiyim.. Bu sabah uyanınca fabrika ayarlarıma geri döndüğümü anlar anlamaz eşofmanımı giyip uzunca bir yürüyüş yapmak için attım kendimi sokaklara.

Bu yastık kılıfını yapmıştım bir süre önce. Arkadaşım Nilgün İkea'nın baykuşlu yastık kılıflarını beğenmiş ve almaya karar vermişken "bence çok mutsuz ve kötü bakıyor o baykuşlar" deyince alamadı. Benimde aklıma esti bir gün oturup Nilgün'e bunu diktim "mutlu ve iyi bakışlı" baykuşları temsilen...


I've had a flu for days now. I even have a very cute cold score second time in my life together with this flu. Allthough I wasn't in a very suffering position, I didn't have any energy to go on with my normal life. I had loads of plans in my mind but instead of doing them, all I did was to watch the TV serial "Modern Family" which I thing was great. I loved it so much that I finished the first three seasons in five days. Well today, I'm fine again... This morning I woke up to realize that I was back to my factory settings so I immediately put my tracksuit on and rushed putside for a long walk. 



I'de sewn this cushion cover a while ago. My friend Nilgün had  loved the owl cushion covers in İkea and had decided to get one but with me saying "I think their looks are miserable and bad" couldn't do so. One day all of a sudden I decided to sew this cover to represent all the "happy and nice looking" owls and give it to Nilgün. 




Make It and Love It

30 Ekim 2013 Çarşamba

Tilda?

Bu bir Tilda mı, değil mi? Tilda bebeğin kumaş bebekten farkı ne? Aslında hiç bir fikrim yok o yüzden bu bebek bir Tilda bebek özellikleri ile uyumsuz ise lütfen beni affedin. İnternette hızlı bir arama gerçekleştirdim ama Google'ın bir fikri yok bu konu ile ilgili (yada ben rastlamadım). İnternette bulunan Tilda bebek resimlerine bakarak söyleyebilirim ki Tilda bebek uzun bacak ve kolları olan, göğüsü olmayan, ağzı olmayan - yüzünde sadece bir çift göz ve bazende bir burunu bulunan bebeklerdir... Fakat Tilda tavşanlar ve diğerleri olunca Tilda'ların özellikleri konusunda kafam dahada karışıyor...Lütfen bir bilen varsa bana da anlatsın...

Her neyse, ben buna Tilda bebek diyeceğim, ilk denemem ("Makaradan çingene Tilda"'mı saymazsak). -benim Tilda'ların ortak bir özelliği oluyor, saçları sanki yataktan aceleyle fırlamış gibi görünüyor!!!- Her ne kadar Tilda bebeğin ne olduğunu bilmesem de, bu kesinlikle benim onunla ilgili  algılamam budur. İnsanların yaptığı muhteşem Tilda bebekleri kıskandım ve bende denemeye karar verdim. Dikerken çok keyif aldım, sanırım yakında başkalarını da dikerim... Tek derdim, diktiğim şey ne? Bir Tilda mı, değil mi? Şimdi bu sorunun cevabına ulaşma şansım var ya, dahada ileri giderek soracağım, neden Tilda?, Neden Tilda'da başka bir isim değil?







Is this a Tilda or not? What is the difference between a Tilda doll and a fabric doll? Well I have no idea, so please forgive me if this is not OK according to Tilda doll specifications. I did a quick searck on the internet but I found out that Google has no idea on this subject (or I didn't come across any). By looking at the fabric doll pictures on the internet I would say a Tilda doll is a doll that has long legs and arms, has no breasts, has no mouth- just a pair of eyes on the face and sometimes a nose figure... But then comes Tilda bunnies and others, so I get more confused on the comman characteristics of a Tilda... Please inform me if you know...

Anyway I will call this a Tilda doll, my first trial ( except from my "spool gypsy Tilda") - My ones have a comman tait. Their hair looks as if they just jumped out of bed in a hurry-. Even though I don't know what a Tilda doll is, this certainly is my perception of one. I was jealous of the beautiful Tilda dolls that people had made so I thought I would give it a go. I had fun while sewing it,I think I will sew others in the near future... My only concern is, what is it that I'm sewing, Tilda or not? As of now I have the chance of getting the answer of this question I will go further to ask, why Tilda? Why is it called Tilda and not some other name? 

29 Ekim 2013 Salı

Cumhuriyet bayramı

Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun, nice Cumhuriyet bayramlarına...


28 Ekim 2013 Pazartesi

Keyifli Pazarlar - Merry Sundays

Çalışma hayatımdan kalan alışkanlıkla Pazar gününü bekler sonrasında da gün sonuna doğru sıkılırım genelde... Sıkılınca da (Ankara'lılar bilir) tuttururum Kıtır'a gidip bir şeyler içelim diye. Genel ritüelimiz böyledir ama son iki haftanın Pazar günü pek keyifli geçti. Geçen hafta biliyorsunuz İstanbul'daydım ve Pazar günü Kuzenimle beraber evde, bu manzaranın eşliğinde derin sohbetteydik. Manzara zaten şahanede, çiçeklerde nasıl yakışmış manzaraya.

Although because of my left over habbit from my professional life I long for Sundays to come but usually get bored towards the end of the day... When I get bored I insist going out for a drink. Our general routine is like this but the Sundays of the last two weeks were quite pleasant. Last week as you know I was in İstanbul and this was the view that I was looking at while having a conversation with my cousin ... In any case the view is gorgeous but the flowers were really adding up.



Ve bu Pazar ise Hipodrom'a at yarışlarını seyretmeye gittik. Bir arkadaşımız epeydir söylüyordu "beraber gidelim, çok keyifli oluyor" diye. Bir kaç kerede niyetlendik ama gidememiştik, bu Pazar gittik sonunda. Hakikaten keyifliymiş. Yarışlar başlamadan hemen önce gittik ve akşama kadar yedik- içtik, bahis oynadık, kazandık-kaybettik ama neticede çok güzel ve değişik bir Pazar geçirdik. Bu güne kadar at yarışlarını sadece filmlerde izlemiş olduğum için ilkin kafamda şık bir şapkanın olmamasının ezikliğini yaşamış olsam da, şapkasız kafamla da gayet güzel idare ettim.

And this Sunday we went to watch the horse races at the hippodrome. One friend had been telling us "lets go together, it's good fun" for quite a while. Although we'de intended to go a couple of times we couldn't but this Sunday we made it in the end. It really was fun. We went there just before the races started and ate and drank, made bets, won and lost but in the end had a nice and different Sunday. As I'de only seen a horse race in the movies, at first I felt bad about not having a elegant hat on my head but managed well with my head without a hat.








26 Ekim 2013 Cumartesi

Üçgen çanta - Triangle bag

Geçen Cumartesi İstanbul'a gitmiştim, hatırlarsınız... Niyetim Çarşamba akşamı dönmekti çünkü Perşembe günü mozaik kursum vardı. Pazar gecesi Ankara'da aniden ortaya çıkan bir iş sebebiyle aceleyle dönmek zorunda kaldım. Genelde tersi olur, hep son anda gelen bir haberle İstanbul'a gitmek zorunda kalırım ama bu kez ben İstanbul dayım ya, Ankara'ya gelmek zorunda kaldım. Ankara'ya döndüm ama kaçırmak istemediğim mozaik kursuma da gidemedim bu iş dolayısıyla. Anlayacağınız geçen hafta, planlanan hafta ile gerçekleşen uyumlu olamadı.

Bu çantayı yaz başlarında dikmiştim, "hep dikdörtgen olacak değil ya, üçgen çanta olamaz mı yani" merakımı yenmek adına. Oldu olmasına da kullanmadığım için ne kadar kullanışlı oldu bilemiyorum.

Last Saturday I went to İstanbul... My intention was to return back on Wednesday as I had a mosaics course on Thursday. But I urgently  had to return back to Ankara because of a work that came up all of a sudden. Normally it's the other way round, I usually have to go to İstanbul with a last minute call but this time as I was in İstanbul I had to come to Ankara. Although I returned back to Ankara I couldn't go to my mosaics course that I didn't want to miss at all. As you can understand my planned week wasn't congruent with my actual week.

I'de sewn this bag in the beginning of summer for the sake of getting over my curiosity about " do all bags have to be rectangle, can't a bag be triangle in shape?". Well it can be.. but as I havn't used it I don't know if it is practical to use.






19 Ekim 2013 Cumartesi

Deri çanta - Leather bag

Tamamen el dikişidir kendisi (içindeki astar kısmı hariç tabii ki). Keyif aldım deri çanta dikerken, deriyi hayatıma katmakla hobimi pahallı bir seviyeye taşımış oldum anlayacağınız. Kalın bir deri olduğu için dikiş makinem yetersiz kaldı tüm dikişlerini mumlu iple elimde diktim.

Yarın sabah oğlumla İstanbul'a gidiyoruz... Onun okulu açılıyor ben ise uzundur İstanbul'a gitmemiştim, kuzenim, arkadaşlarım birkaç gün onlara takılır Çarşamba günü dönerim mozaik kursumu kaçırmamak için, bana da değişiklik olacak yani.... Şimdi uyusam iyi olur zira sabah erken çıkalım dedik...

It's all hand sewn (except the linning inside, of course). I had fun while sewing a leather bag so as you can understand by adding leather into my life I raised my hobby to a expensive level. As the leather was thick my sewing machine was incapable to sew so I had to sew all the seams by hand with a waxed thread.

Tomorrow morning we're going to go to İstanbul with my son... His school is opening and as for me, I hadn't gone to İstanbul for a long while. I will be together with my cousin my friends and return back on Wednesday in the sake of not missing my mosaic class. It will be a change of air for me... I'de better go to sleep now as we will be on the road early in the morning...





13 Ekim 2013 Pazar

İmdat - SOS

Bugün akşam bloguma bir bakayım dedim. Şoke oldum. Blogumdaki tüm resimler (sonradan fark ettim 2013 kayıtlarının resimleriymiş) arka planım, blogumun başlığı, hepsi gitmiş, yerlerine girilmez işaretleri yerleşmiş. Blog yazısına girince resimler yok ama linkWithin resimleri duruyor yerinde. Bu nasıl bir şey? Ne yapmam gerekiyor bilen varmı? Gerçi o sinirle oturdum tekrar resim yükledim ama bitecek gibi değil, ben de bıraktım.
Bir de puantiyeli arka planımı tekrar yüklettirmiyor, mecburen razı oldum beyaza...

Tonight I had a quick look at my blog. I was shocked. All the pictures (afterwards I realized that they were only the pictures of 2013 posts), my background, my header picture were all gone, instead there were no entry signs all over. There are no pictures when you enter a post but the small pictures of linkWithin were still there. What!s this? Is there anybody who knows what I should do? Actually I started loading the pictures back but it seems it will not be possible to load them all so I let go. And also it does not let me load my polka dot background so I had to settle with the white...

NOT: Bu eklemeyi 13.10.2013 tarihi saat 23:11 de yapıyorum. Beş dakika öncesi itibariyle tüm 2013 resimlerini tekrar yükledim. Herhalde kesintisiz 10 saat çalışmışımdır bunu yapabilmek için. Şu an eklediğim resimlerin daha önceki resimlerle aynı olmasını hedeflediysemde bunu gerçekleştirebildim mi hiç fikrim yok. İnsan unutuyor haliyle.... Şu an arka plandaki puantiyelerim hariç her şey düzeldi (sanırım-umarım) ama arka planda asla ayarlama yapamıyorum....

NOTE: I'm writing this extention on 13.12.2013 at 23:11 hours. I managed to upload all the missing 2013 pictures as of 5 minutes earlier. I guess I had to spend 10 hours or so to be able to achieve this. Although my intention was to load the same pictures as before I have no idea if I could do this. People do forget... Except for my polka dot background everything is back in order (I think so - I hope so) but I cannot apply any settings for my background

9 Ekim 2013 Çarşamba

Teneke objeler - Tin objects

Teneke objeleri seviyorum. Yurt dışına çıktığım anda beni bir teneke obje dükkanının önünde görmek çok mümkün. Yıllar itibariyle o kadar çok teneke aldım ki yurt dışından, kocamda bir teneke fobisi oluştu, herkese övgüyle!!! bahseder benim bu sevdamdan.
Şu sıralar banyoma "fikri olan" yazımda resmini koyduğum tarzda bir teneke resim arıyorum. Biliyorum ki ben onları Türkiye de gördüm... Gördüm ve almadım... Hatırlıyorum da nerelerde gördüğümü, Tepe home, Paşabahçe... yok... Şansımı zorladım, Mudo, English home... sosyete pazarında bile aradım... yok...
Bunları en son gittiğim Paris seyahatimde almıştım. Niyetim sıfır alış veriş yapmaktı ama teneke alışverişten sayılmaz dedim ve aldım...





I love tin objects. It's quite possible to find me in a tin shop whenever I go abroad. In years I bought so many tin objects that my husband has a tin object fobia now, he always makes compliments!!! about my tin love. 
Nowadays I'm looking for a picture like the one I mentioned in my " Anyone with an idea" post. I know that I've seen them in Turkey... I saw them and I didn't buy... I can remember where I saw them, Tepe home, Paşabahçe.... they 're not available... I pushed my luck an tried Mudo, English home.... I even tried the market.... No chance...
I bought these during my recent visit to Paris. My aim was to make zero shopping but I told myself tins won't count and I bought them....


8 Ekim 2013 Salı

Soğan çorbası - Onion soup

Havalar soğudu ya, sürekli bir çorba yapasım var. Geçenlerde aklıma düştü soğan çorbası yapayım diye. Nasıl yapıldığını bildiğimden değil... İnterneti şöyle bir taradım, farklı tarifler var. Ben okuduğum bir kaç tariften aklıma yatan bir tarifi genel hatlarıyla uyguladım ama nefis oldu.
Yapması son derece kolay.
- Tereyağını erit
- 2 çorba kaşığı un koy ve kavur (ben kepekli un koydum)
- 3 adet soğan ve bir kaç tane sarımsağı küçük doğrayarak kavrulmuş una koy
- Yeteri kadar su koy
- Et bulyon, tuz ve karabiber ekle
- En son olarak ta rende Parmesan peyniri... (burada kaşar peyniri de olur)

Afiyet olsun




The weather has cooled so I always want to make soups. Recently the idea of making an onion soup popped up in my mind...This doesn't mean I know how to cook it... I surfed the internet, there are different recipies. I more or less applied a recipe that I found sensible amongst many that I read but it turned out to be yummy.
Very easy to make
- Melt butter
- Put 2 spoons of flour and brown it
- Add 3 onions and some garlic, fine chopped
- Add water
- Add meat cubes, salt and pepper
- Finally add some grated Parmesan cheese...


Bon appetite

4 Ekim 2013 Cuma

Fikri olan? - Anyone with an idea?


Yıllar önce evimize taşınmadan önce her ayrıntıyı planlayarak,üzerinde günlerce çalışarak evi dekore etmiştik. Evin içi tamamen çıplaktı, 4 duvar derler ya. Maddi olanaklarımızın ölçüsünde o zamanki bilgimize, görgümüze ve zevkimize göre evimizi tasarladık. İlk yerleştiğimizde evin neredeyse her köşesi çok güzeldi. Herkes çok beğenirdi, hatta taşındığımız ilk yaz bir aile sitede ev bakmaya gelmiş, fikir edinmek için bizim evi gezmiş ve bize kendi evimizi onlara satmak ister miyiz diye sormuşlardı. Sonra yıllar geçti, geçti, geçti. İlk taşındığımız yıl paramız yetişmediği için yapmadığımız çok acil olmayan, nasılsa zaman içerisinde yaparız diye düşündüğümüz bazı işler vardı. Hatta eşim yıllar sonra demişti ki "eve taşınırken yapılması gereken 10 maddelik bir listemiz vardı, yıllar geçti biz o 10 maddeyi yaptık ama sonuçta şu an listemiz 200 madde". Hakikaten doğru. Çatının akması, doğramaların çürümesi gibi olmazsa olmaz gerekliliklerin yanı sıra evin her yeri eskiyor, yıpranıyor... Yıpranmayanlar da ise hala sağlam olsa bile insan sıkılıyor aynı mutfak, aynı seramikler, aynı tasarıma bakmaktan...

http://www.housetohome.co.uk/room-idea/picture/relaxed-bathroom-ideas/2
Her şeyi kendimiz,zevkimize göre seçtik dedim ya, banyonun seramikleri hariç. Şu an hatırlayamadığım bir sebepten dolayı razı gelmek zorunda kalmıştım bu seramiklere... Seramikler de böyle olunca banyo mobilyaları da ona göre oldu. İlk yıllar beni çok mutsuz etmeseler de, son zamanlarda dayanılmaz olmuştu benim için. Bir de zaman içinde havlu kurutma radyatörü diye bir şey çıktı piyasaya, tutturdum ondan isterim diye, eski kaloriferin olduğu yere sığmayınca saçma sapan borular kapladı banyoyu. Elimde olsa banyoyu yerle bir eder yenilerim ama ona gelene kadar o kadar çok iş var ki yapılması daha öncelikli, bir türlü sıra gelmiyor ona...



Bütün bunları niye anlattım? Daha önce bahsetmiştim, üst katın doğrama ve kapılarını beyazlaştırma operasyonuna giriştim hafta başında. Üst katım da pırıl pırıl oldu, ne kadar fark ettiriyor ışık olarak... Tam boya işimi bitirmek üzereyken boyam arttı, şeytan dürttü, banyo dolaplarını da beyaza boyayıverdim... En azından onlar aydınlık ve ferah oldu. Resimlerini çekmemişim ama banyo dolaplarının kapakları çerçeve içinde sinek teli şeklindeydi. Bu telleri yırtmadan sökmeyi başaramayınca onları da beyaza boyayayım dedim, iğrenç oldu, yırtarak söktüm. Kapakların içi boş kaldı. Duvardaki fayansın bordüründe kırmızı renk hakim olduğu için kırmızı puantiyeli kumaştan bir parçayı çerçevelerin içine yerleştirdim. Sonrada karmaşa içerisindeki kalorifer borularını gizlemek için yine bordürün renklerine sadık kalarak bir çok amaçlı torba diktim. Duvarda asılı olan saç kurutma makinesini, saç fırçalarını, tezgahın üzerinde duran kağıt havlu kutusunu kısaca tüm ortalıkta karmaşa yaratan ıvır zıvırı ortadan kaldıracak bir torba.





Yaptıklarım kısa bir süre beni mutlu etti (bir kaç saat kadar), bir süre sonra ise o çok sevdiğim kırmızı puantiyeli kumaş beni gerdi. Yaptıklarımı renk bazında değiştirme kararı aldım. Daha pastel, huzurlu renkler istiyorum evimde. İstediğim renkler ise o bordür ile öylesine uyumsuz olacak ki, dün gece geç saatlere kadar fayans ne ile boyanır, Türkiye de bu boya bulunur mu araştırmasına girdim internette. Küvet boyası diye bir şey keşfettim. Islak zeminlerdeki fayansları da boyadığı iddia olunuyor. Tabii ki bütün banyo fayanslarını boyamayacağım, henüz o kadar delirmedim... İsterdim ama... Sadece bordür... Pastel bir renk olursa mutlu olurum ama düz beyaza bile razıyım, yeter ki beni geren o kırmızı çiçek deseninden kurtulayım. Bu konuda bilgisi, deneyimi olan varmı??? Ben internette bir kaç seçenek buldum, oldukça pahallı... İşe yarayacaksa değer de, ya yaramazsa?... Yada acaba bu hobi malzemeleri arasında gözüme çarpmıştı, küçücük kutularda cam-seramik boyaları var, onlarla mı denesem?

Bu arada kocam banyodaki kırmızı dolapları meğer çok seviyormuş!!! (ona sormadan yaptığıma üzüldüm biraz...) , ona rağmen bugün,  "ne güzel yapmışsın banyomuzu "dedi ve ben "Ben beğenmedim, değiştireceğim" diyemedim.



Years ago, before we moved in our house we'de planned every detail, worked real hard and decorated it.  Our house was bare, as they say it had only 4 walls. We decorated it according to our knowledge, experience and taste that was in line with our budgetery resources. When we first moved in, almost every corner of our house was beautiful. Every body loved it and the very summer after we moved in a family who had come to look for a unfurnished house in our site had had a look inside ours to  obtain an idea had  asked if we would be williing to sell our house to them.  Years passed and.passed and passed... The first year when we moved in we had a to do list of uncritical things that we couldn't complete as of monetery issues and we'de thought we'll do it time. Years ago my husband stated this as " we had a 10 item to do list when we moved in, after these years although we did them all we now have a 200 item to do list". It's really true. Apart from the roof leaking, frames rotting that are the neccessities that need to be attended all parts of the house  got old , weared out... There are things that are durable but I get bored of looking at the same kitchen, same tiles, same design.

When I said we choose everything to our taste the bathroom tiles were an exception. I had to settle with them as of a reason I can't remember now... Because of the tiles, the bathroom furniture was designed accordingly. Although it didn't bother me the innitially  it turned out to be unbearable for me in the last years. Plus, during these years a towel radiator was in the market, I demanded one and as it did not fit in the space of the old radiator, ridiculus pipes covered up the bathroom. If I had the chance I would pull all the bathroom down but unfortunatelly there are lots of things that need attending with a higher priority.

Why am I telling you all these things? I'de previously wrote that I started the whitening operation of the upper flour, Monday this week. My upper flour is bright and shinny now, this does so much affect the light... Just as I was about to finish my painting I had some extra paint left over so I started painting the bathroom cabinets also. At least they are bright and airy now. I neglected to take the former pictures but my bathroom cabinet doors consisted of o fly mesh inserted on frames. As I couldn't take out these fly meshes without tearing them I thought I would paint then white also. They turned out to be horrible so I ripped them of and my frames were left empty. As the dominent colour of my tile borders are red I inserted a red polka dot fabric inside the frames. Then in order to hide the the tangled radiator pipes I made a fabric caddy, again being in colours that would match the border. This bag would also be something to get the hair dryer, hair brushes that were hanging on the wall and the paper towel box on the counter out of sight. 

These made me happy only for a short while (a couple of hours) and my belowed red polka dot fabric started to stress me, so I decided to change all the colours. I want more pastel more relaxing colous in the house and as these colours are so unmatching with the border colours, last night I started a research on the internet about how I can paint tiles, if I can find this paint Turkey... I found somethig as bathtub paint. It states that tiles can also be painted with this.  Of course I'm not going to paint all the tiles... I'm not that crazy yet... but I would like to... Only the borders... If I have a pastel colour option that would make me happy but white will also be fine, if only I can get rid of the red flower design. Is there anyone out there with this knowledge or experience??? I found a couple of options on the internet, quite expensive... If it works it's worth the amount but what if it doesn't... Or should I go for the small boxes of glass and tile mediums that I came across every now and then, should I try them?

By the way my husband stated that he'de loved the red bathroom cabinets!!! (I feel a little bit sorry that I did this without asking him...) And even so, today he said "you've made our bathroom really nice"... I couldn't say "I didn't like it, I'm going to change it".

1 Ekim 2013 Salı

Bir saatte çanta - A bag in an hour

Bugün sabah erken kalktım çünkü dün akşam gelen bir haber ile bir çeviri işi için İstanbul yada İzmit'e gidecektim. Bavulumu toparlayıp, işlerimi  hallettikten sonra saat 2 sularında aceleyle evden çıktım, tam bahçe kapısından çıkmak üzereydim ki bir telefon geldi ve işimin iptal olduğunu öğrendim. Önce biraz bozuldum ama  hemen kendimi toparlayarak bu hafta için planladığım işe giriştim.  Daha önceki " Her şey böyle başladı" yazımı hatırlarsınız belki, işte o pencere, kapı, evde ne varsa beyaza dönüştürme hırsım üst kata sıçradı, başladım boyamaya. Akşam eşim eve geldiğinde ben hala üstüm başım boya içinde boya yapmaya devam ediyordum... O'da bana katıldı ve akşam geç saate kadar boya yaptık beraberce. Tabi ki bitmedi, yarın devam., ama ben bittim...
This morning I woke up early as I was intending to go to İstanbul or İzmit for a translation job because of a notice that I'de recieved yesterday. After packing up and finishing my chores I rushed out of the house at around 2pm. Just as I was about to exit the garden gate I recieved a call stating that my work had been cancelled. Inıtially I was a bit upset but I recovered rapidly and started initiating my plan for this week. Maybe you will remember my post " It all started like this". Well my desire to transform all the windows & doors & whatever there is in the house to white colour jumped to the upper flour so I started painting. At night when my husband arrived from work I was covered up in paint and was still continiuing... He also joined me and together we painted till late. Of course we couldn't finish it, but I'm finished for now, I'll continiue tomorrow.

Bugün dün hazırladığım bir eğitseli paylaşmak istiyorum. Bir saatte çanta... Hemde iki çanta... Bu çantanın kalıbını daha önce bir kredi kartı cüzdanı yaparken çıkarmıştım kendimce, sonrada takıldım acaba aynı kalıbın çantası olsa neye benzer diye (tabii daha büyük boyutlusu). Haa bir de acaba 1 saatte biter mi diye takıldım, saate bakmadım ama aşağı yukarı bitti, belki biraz geçmiştir. Tabii bir saatte bitirmek adına normalde dikmeyi hiç ihmal etmediğim cepleri yapmadım. 
Today I want to share a tutorial that I wrote yesterday. An hour bag... Two bags  in fact... I'de previously made the pattern of this bag for a credit card wallet earlier then I thought what if the same pattern is used on a bag (of course on a larger scale)  And actually I was obsessed if it was possible for me to finish a bag in an hour. Although I didn't look at the clock  I can say it more or less did finish in an hour or maybe it took me just a bit more. Normally I don't neglect to make pockets but this time I didn't, for the sake of finishing on time.







Yapılışını anlatım ve resimler eşliğinde görmek isterseniz "kendime saklamam" a buyurun...
If you like to see the process full of explanations and pictures you are welcome to "kendime saklamam"...




28 Eylül 2013 Cumartesi

Papatya mine küpe - Daisy enamel earrings

Haziran ayı, Mine kursumuzun son günü... Sabah 9'da başlayan dersimize zaten geç kalmışım, Reyhan hocam bu durumdan hiç memnun değil, daha da kötüsü bu memnuniyetsizliğini de belli etmekten hiç sakınmıyor... Birden aklıma düştü bu küpeleri yapmak. Tüm kurs boyunca en hızla, üzerinde düşünmeden yaptığım şeyler bunlar oldu doğrusu... Hızlı yaptım çünkü öyle çok eylem adımı var ki bir minenin üzerinde; bakır levhadan istediğin parçayı kes, bir yüzeyini temizle, arka kaplamasını uygula, fırına sok pişir, önünü temizle, desenini uygula ve sonra defalarca fırına sok (tasarımınıza bağlı), çıkar... tabii yaptığın tasarımı fırına götürürken elin titrer, ayağın takılır, birine çarparsın ve üzerine itinayla koyduğun tüm mine tozları yere iner, bunlar da bu işi yapmanın cilveleri... Üzerinde düşünmeye vaktim olmadı anlayacağınız ama sonuç beni mutlu etti, çok sevdim bu küpeleri...

Month of June, the last day of our enameling course... I'm late for class that starts at 9am, Our teacher Reyhan is quite unhappy about this fact and even worse she isn't a bit shy about expressing her displeasure. All of a sudden I wanted to make these earrings. Actually these were the only things during our course that I made this fast, without thinking...I made them fast as there are so many action steps that one has to take in this work; Cut the desired shape from a copper plate, clean one side, apply the backside coating, bake, clean the front side, apply your design and then put it in and out of the oven many times (depending on your design)... Of course, while heading to the oven  your hands can shake, you can trip over something, bump into someone and all the enamel powder that you have carefully applied is on the ground, these are the small joys of doing this kind of work... So as you can understand I didn't have any time to think on them but the result made me happy, I did love these ear rings...












27 Eylül 2013 Cuma

Keten çanta - Linen bag

Bu çantayı yazın tatile çıkmadan önce yapmıştım. Tam çantayı bitirdiğimde yakın civarda oturan bir arkadaşım aradı, konuşurken ikimizin de kocasının o gece evde olmadığını anlayınca hemen onun evinde bir yeme,içme ve sohbet etme planı yaptık. Evden çıkarken bu çantayı ve bitirdiğim başka bir çanta ile mine takılarımı da kaptım hem Oya'ya göstermek hemde ona mankenlik yaptırarak fotoğraflarını çekmek için. Fakat bir araya geldiğimiz anda derhal keyifli bir sohbet eşliğinde yeme içme eylemine geçince fotoğraf çekmekte geç kaldık, manken eşliğindeki fotoğraflar da kötü çıktı tabii ki, yoksa ben şahane fotoğraf çekerim bilirsiniz ya...
Çantayı keten bir kumaş üzerine şablon kullanarak kumaş boyası ile boyadım, sapları ve kapama kısımı ise deri.

I'de sewed this bag before going on holiday. Just as I'de finished the bag a friend who lives nearby called. While we were chatting on the phone we realized that our husbands were going to be absent that night so we made an immediate plan to eat, drink and chat at her house. I grabbed this bag and another one together with my enamel jewelery both to show them to Oya and to take their pictures while she was modelling. But when we got together we immediately started happily chatting together with our food and drinks so we were late for photographing. That's why the pictures on the model are bad, you all know that I can take marvellous pictures, right...
I painted the bag using stencils on linen fabric, the handles and the closure part is leather...









26 Eylül 2013 Perşembe

İnternet alışverişi - Internet shopping

İnternet'ten çok nadir alışveriş yaparım. Almak istediğim şey her neyse onu görmek, ona dokunmak isterim normalde, bu almayı hedeflediğim bir kitap bile olsa... Tatil dönüşü almak istediğim bir kaç kitap vardı ve hayatımda ilk kez daha uygun fiyatları sebebiyle İnternet'ten sipariş vereyim dedim. Bazı dönemler normal rutinimin dışında çok kitap okuyorum ve çok para veriyorum kitaplara. Kitap dediğin 1 gün, hadi bilemedin 2 günde bitiveriyor, hele de sürükleyici ise. Bu sebepten dolayı İdefix'ten ısmarladım istediğim kitapları. Bir kaç gün sonra bir kargo geldi, üzerine baktım İdefix ile hiç alakası olmayan bir isim, başka bir yerden geldi sanarak kargoyu teslim aldım. Paketi açtığımda kitapların geldiğini fakat 1 tanesinin eksik olduğunu fark ettim ve hemen İdefix'i aradım bunu bildirmek için. Telefona çıkan hanım bana kargo'dan teslim alırken kontrol etmiş olmam gerektiğini ifade ettiyse de ben gelen paketin onlardan geldiğini bile anlamadığımı ve zaten de paketi getiren kişinin çok acelesi olduğunu hatta benim nüfus cüzdanımı getirmemi bile bekleyemediğini anlattım. Sonrasında ise müşteri hizmetlerini durumu anlatan bir mail attım. Kısa bir süre sonra mailime hatanın giderileceği ve ilgili departmanın araştırmalarını tamamlayarak "en kısa sürede" kitabımı bana yollayacaklarına dair bir cevap geldi. Bu dediğim olay Eylül ayının başında oldu, bende açıkçası unuttum, gitti...
Cuma öğlen  internetten yaptığım Tchibo alışverişim geldi. Baktım Yurt içi kargo ve getirende yine aynı kişi. Daha önceki deneyimimden hareketle paketin içini kontrol etmek istediğimi söyledim ama görevli böyle bir şeye izin vermediklerini sonra problem çıkarsa onların başına kaldığını ifade etti. Ben yinede paketi açmaya çalışırken hızla uzaklaştığını fark ettim. Neyse ki bu kez paketin içeriği tam çıktı ama ben de anladım ki internetten yapılan alışverişi kontrol etmek gibi bir imkan yok. (yada kargo şirketine bağlı) Ve tabii ki hatırladım İdefix'ten eksik gelen kitabımı, müşteri hizmetlerine "en kısa süre" kavramının onlar için neyi ifade ettiğini soran aynı zamanda da çalıştıkları kargo firmasının "gelen paketi kontrol ettirmeme" prensibini ifade eden bir mail attım. Bir kaç saat sonra kitabı tedarikçisinden beklediklerine ve en kısa sürede yollayacaklarına dair bir cevap geldi. Bakalım nasıl sonuçlanacak ama eğer durum böyleyse internet alışverişi sıkıntılı, hadi benim elime geçmeyen 16 liralık bir kitap ama daha kıymetli bir şey de olabilirdi.


I occasionaly do some internet shopping. Whatever product I plan to buy, normally I want to see and touch it, even if this is a book that I intend to buy.... After I returned back from my holiday I had a few books that I wanted to buy and first time in my life I decided to order it from the internet because of the cheaper prices. At some points in my life I tend to read more books then my standard routine so I pay a lot. A book is over in a day or two, especially if it is fluent. For this reason I ordered my books from İdefix. A few days later the delivery came. I looked at the package but it was from a different sender and I took the package from the delivery man thinking it was from another place. When I opened my package I realized it was from İdefix but one of the books that I'de ordered was missing. I immediately called İdefix. The lady who was on the phone told me that I'de needed to check the package before accepting it so I told her that I didn't even realize it was from them because of the sender and also even if I had realized this I still wouldn't have the chance to do so as the delivery man was in a hurry and he couldn't even wait for me to go get my ID. After our phone call I emailed my problem to their customer services department. Shortly after I recieved an answer from them telling me that this will be corrected and they will send me the missing book in "short time". All this happened in the beginning of September and actually I'de forgotten all about this.  
Friday at midday my internet shopping  came. I realized it was again the same cargo company and the same man. Remembering my prior experience I told him that I wanted to check inside the box but the cargo man told me that they don't allow this because if something is missing in the packages they are blamed for it. Despite this, while I was trying to open the box to make a quick check of the items I realized he had gone. Any way, this time my package content was correct. But in the end I understood that we don't have the chance to check our internet shopping at the point of delivery. (or maybe it depends on the cargo company). All this made me remember my missing book from İdefix so I again emailed a message to customer services asking them what they mean when saying "short time" and also informing them that their cargo companies principle of not allowing a check at point of delivery. In a couple of hours I recieved an answer telling me that they are waiting for the book from supplier and I will recieve it in short time. We'll see how it will turn out, but if this is the case about internet shopping its a bit troublesome, my missing item is only 16 lira book but it could have been something dearer. 

Aldıklarımı da paylaşmak istiyorum. Heyecanla denedim tüm kesicilerimi, yeterince güzel çalışıyorlar... Zigzag kesim, küçük ve büyük dalgalı kesim... Düz kesim de var tabii...

I want to share the stuff that I bought. I tried all my cutters and they are performing well enough... Zigzag cutting, smal and big wavy cutting... Of course there are also straight cutters...















25 Eylül 2013 Çarşamba

Renkli günler - Days in colour

Hayata biraz renk katayım dedim ve bu küçük çantaları yaptım.
I wanted to add some colour to life so I made these little cases...





İçlerine makyaj malzemelerimi koyabilirim...
I can put my cosmetics in them...



Yada kalemlerimi....
Or my pens...



Hatta takılarımı...
Yet more, my jewelery...




Herkese bol renkli günler...
Colourful days for all...